Komünist Devrim
   Nederlands                                  YAŞASIN KOMÜNİST ENTERNASYONALİZM!  February 23 2019 19:09:08   
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   Ana Sayfa
   Yazılar/Broşürler
   Görüşler
   Komünist Hareketten
   Devrimci Basından
   Sol Hareketten
   Felsefe
   Katkılarınız
   Arşiv
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   İletişim

English
   Home
   Opinion
   Revolutionary Press
   Left Movement
   Philosophy
   Site search
   Web links
   Contact



SEÇİME GENİŞ DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ İLE GİRİLMELİ
Sol Hareketten/ ÇOBAN ATEŞİ editör

Son aylarda hiçbir sorunda uzlaşamayan iktidarıyla, muhalefetiyle sistem partilerinin; sorun Kürtler, Kürt ulusal demokratik hareketi olunca nasıl da birlikte hareket ettikleri son Anayasa değişikliğinde görüldü. Kürt ulusal demokratik güçlerinin meclise girmelerini engellemek için %10 seçim barajının devamında uzlaşan partiler, bununla da yetinmeyip yeni manevralara başvuruyorlar. %10 seçim barajını aşamayız kaygısından hareketle bağımsız adaylarla seçime girme kararını alan DTP'nin bu tutumu, rejim ve partilerinde ciddi yeni bir sorun olarak algılandı. Ayrıca DTP'nin gerek diğer Kürt parti ve güçleriyle, gerekse Türkiye devrimci hareketiyle birlikte hareket etme eğilimi rejimin "bunlar mecliste bir grup kurarlar" kaygısını daha da arttırdı ve beraberinde bunu nasıl engelleriz arayışlarına girildi.

Meclise sevk edilen anayasa değişiklik paketinde yer alan 25 yaş sorunu AKP'nin önergesiyle paketten çıkartılarak salt bağımsız adayların birleşik pusulada yer alma maddesi ile sınırlandırılınca, mecliste grubu bulunan üç parti anlaştı ve 429 gibi rekor bir oyla yasa kabül edildi.Anayasa'nın 67. maddesi'nin son fıkrası "seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamaz" hükmü bir telaşla kaldırılarak uygulanabilinir hale getirildi. Baykal liderliğindeki CHP ve rejimin aydınları günlerdir "bu meclis anayasa değişikliğini yapmamalı, değişiklik seçim sonrası seçilecek yeni meclise bırakılmalı" diye yeri göğü inlettiler. Ama sorun Kürtlerin meclise girmelerini engellemeye gelince tüm bunlar bir anda unutuldu ve mevcut meclis anayasayı değiştirdi!

Yeter ki Kürt anasını görmesin gerisi önemli değilmiş! Bilinen hikayedir: Biri Kürt iki kişi idama mahkum olmuş, kural gereği idam öncesi son istekleri sorulmuş; Kürde son isteğin ne diye sormuşlar: "Ben anamı görmek isterim" demiş. Sıra diğer mahkuma gelmiş, ona da son isteği sorulmuş; o ise "Kürt anasını görmesin" demiş.

Kürt meclise girmesin de anayasa, yasa, temsili adalet ve önemlisi demokrasi, özgürlük bunların hiçbirisi önemli değil! Mecliste etnik kökenli Kürt yok mu? Var hem de çok var! Örneğin; A. Aksu, M.D.Fırat, Hüseyin Çelik vb. rejimin Kürtleri var ve bunların mecliste yer almalarına itiraz yok. Fakat "Ben Kürdüm" dahası "Kürt halkının ulusal özgürlük taleplerini savunuyorum, mecliste de savunacağım" diyen, diyecek olanın meclise girmeleri istenmiyor. Kürt sorununun meşru, demokratik zeminde çözülmesini savunan ve bunu meclise "taşıyacağız" diyenler meclise halkın oyuyla girerlerse ve önemlisi bir grup oluşturacak sayıya ulaşırlarsa... İşte rejimin ve siyasal partilerinin uğruna günlerdir miting düzenledikleri üniter devletin geleceği açısından bunu "tehlikeli" görüyorlar.

Kürt ulusal demokratik hareketi eğer mecliste bir grup kuracak sayıya ulaşırsa; Kürt sorunu doğrudan meclise taşınır, halkın oyuyla seçilmiş temsilcileri yani Kürt sorununun muhatapları ortaya çıkar. Bu durum başta Avrupa parlamentosu olmak üzere uluslararası kurumların TBMM'de muhatap alacakları bir grup olacaktır ya da olabilir. Rejim ve siyasal partileri "bunları eskiden olduğu gibi boyunlarından sıkıp, içeri atmak da zor olacağına göre ne yapıp edip meclise girmelerini engellemeliyiz" dediler.
Kürtleri başta anayasa olmak üzere tüm bağlayıcı yasalarda varlıklarını yok sayacaksın; ulusal, kültürel haklarına "hayır" diyeceksin; sabah akşam aydınıyla, yazarıyla, siyasetçisiyle, askeriyle Kürde "silah bırak" diye çağrılar çıkaracaksın hatta "gel yasal zeminde siyaset yap" diye sesleneceksin; fakat muhalif hareketler için zaten mayın tarlası misali engellerle yüklü olan açık, yasal zeminde siyaset yapma hakkını, özel olarak da Kürt siyaseti için bin bir türlü numara ile engelleyeceksin! Bu durumda kim "bölücü" kim demokrasi karşıtı?

Burjuva demokrasisinin yarım yamalak uygulandığı bir ülkede bile bu tür hilelere, engellere rastlanmaz. Fakat Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana sorun Kürtler, Kürtlerin hakları olunca ne yasaların hükmü ne demokrasi ne de insan hakları vb. bunlar anında bir kenara bırakılır.

Rejim ve partilerinin hesapları, planları çok açık. Sorun Kürt ulusal demokratik hareketi ve Türkiye devrimci-demokratik hareketinin bunun karşısında nasıl bir tutum alacağıdır.
DTP'nin bağımsız adaylarla seçime girme kararı doğrudur, desteklenmelidir. Burda "benim partim ya da grubumdan aday var mı yok mu" hesabı yapılmadan bu destek verilmelidir. Elbette DTP'nin de sorumluluğu vardır olmalıdır. DTP'ye çağrımız: Kürt ulusal demokratik güçleri (parti, grup, hareket ve özellikle KUDÇG) ile zaman geçirmeden bir araya gelmeli ve bağımsız adaylar etrafında bir özgürlük cephesi yaratılmalıdır. Bununla birlikte Türkiye devrimci hareketine geniş demokrasi cephesi yaratma perspektifi ile yaklaşılmalı ve özellikle metropollerdeki bağımsız adaylar etrafında birlik oluşturma arayışına girilmelidir.
Bu seçimlerde demokrasi ve özgürlük cephesinin yaratılması, dahası seçimin de ötesinde kalıcılaştırılması ana hedef olmalı. Bu hedefe kilitlenirken kimin aday olacağı ya da nerde, kimden kaç kişinin aday olacağı tali bir sorun olarak algılanmalı.

Kaynak: http://www.mesop.net/