Komünist Devrim
   Nederlands                                  YAŞASIN KOMÜNİST ENTERNASYONALİZM!  April 25 2019 13:02:34   
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   Ana Sayfa
   Yazılar/Broşürler
   Görüşler
   Komünist Hareketten
   Devrimci Basından
   Sol Hareketten
   Felsefe
   Katkılarınız
   Arşiv
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   İletişim

English
   Home
   Opinion
   Revolutionary Press
   Left Movement
   Philosophy
   Site search
   Web links
   Contact



"Ortak"lık paramparça! (Alınteri )
Komünist HarekettenAlınteri
"Ortak"lık paramparça!
"4. cephe" de çıktı! Aday listelerinin açıklanmasıyla "Ortak Adaycılar" dağıldı.


22 Temmuz seçimlerine "sol"un ortak listeyle girmesi hesapları doğrultusunda biraraya gelen DTP, ÖDP, EMEP, SDP, SEH, ESP, Antikapitalist, Köz vb. çevre ve partilerden oluşan blokun zemini, aday listelerinin açıklanmasıyla dağıldı.

Daha başından itibaren "sol biraraya gelmeli, bir şeyler yapmalıyız, herkese görev düşüyor" söylemlerine rağmen, blok tartışmalarında asıl belirleyenin şu- bu değil, liberal-reformist parlamentarizm çerçevesindeki, ultra belkemiksizlik ve pragmatizm olduğu besbelliydi.

Geçtiğimiz hafta Maçka'da yapılan toplantıda da zaten kendine "devrimci" diyen ESP gibi gruplar tarafından "4 parti tarafından kapalı kapılar ardında görüşmeler yapıldığı"ndan, "her şeyin orada belirlendiği"nden şikayet ediliyordu. ESP gibi iflah olmaz belkemiksizlerin "şikayeti", gırtlaklarına kadar battıkları liberal-reformist platformun siyasal, sınıfsal karakteri değildi, kuşkusuz. Eteğine yapıştıkları ve kan taşıdıkları, kuyrukçuluğunu yaptıkları sosyal liberalizm ve reformizmden, devrimci hareketteki ultra tasfiyecilik hizmetlerine karşılık bir aday bahşişi koparabilme ihtimalinin bile zora düşmesiydi!

Ortak aday platformunu desteklemesine rağmen ilk kez o gün toplantıya katılan DTP ise ortak aday politikasını desteklediğini, önemsediğini söyleyip İstanbul'da Baskın Oran'ın adaylığını desteklediğini açıklıyordu (Ufuk Uras'ın adaylığı henüz netleşmemişti).

Ortamın havasından ESP gibilerin rahatsız ve endişeli ama çift dikişli liberal-reformist parlamentarist hayalperestlik nedeniyle halen beklentili, DTP, EMEP gibi partilerin ise rahat olduğu ve ağırdan aldığı gözlenen bu toplantıda DTP, sonra yapacağı hamlenin işaretini de vermişti aslında: DTP ortak aday politikasını desteklerken, bir yandan da özellikle metropol şehirlerde, liberal reformist "ortak aday" platformu içindeki toplam oy potansiyelinin yüzde 80'ine sahip olduğunu "hatırlatıyor"du. Yani daha orada "Platformu ben belirlerim, geri kalanlar benim destekçim olur" demeye getiriyordu.

Nitekim birkaç gün sonra DTP bağımsız adaylarını açıkladı. Bu aday listesinde beklendiği gibi ağırlıklı olarak Kürt illerinin aday isimleri vardı, ancak batı illerinde de çok sayıda aday ismi olduğu farkediliyordu. Yani "ortak"-mortak değil DTP egemenliğinde; en fazla ÖDP, EMEP ve SDP ile kısmi bir ittifakı gözettiği, geri kalan ve kendine "devrimci" diyenlerin ise "küsurat" ve "figuranlık"la görevlendirildiği bir oluşum söz konusuydu.

Zaten adaylar listesinin ne kadar "ortak" belirlendiğinin cevabı da birkaç gün sonra kendiliğinden geliyordu. Adeta DTP'nin birkaç gün önce açıkladığı liste neredeyse aynen ortak aday listesi olarak açıklandı. Sadece göstermelik olarak ÖDP'den Ufuk Uras (o da ÖDP'nin yan duruşuna rüşvet olarak gösterilmiş olabilir) ve Baskın Oran İstanbul'dan, EMEP'den Levent Tüzel de İzmir'den aday çıkabilmişti.

ESP gibi Ortak Aday'lardan bir kaç kırıntı koparma hayalindeki gruplar için ise durum bekleneceği gibi, bir kez daha göğe kurulan parlamenter hayallerin çöküşünün altında kalmak, bunu kendi kitlesine bile açıklayamayacak bir duruma düşmekti. Maçka toplantısında ultra parlamentarist bir ihtirasla körleşmiş ESP'nin "dikkate sunmaya" çabaladığı çok sayıda aday adayı adayının bir teki bile, onun frenleri patlamış biçimde gittiği liberal-reformist yoldan çok önceden geçmiş "abileri" tarafından kaale alınmamıştı. ESP gibi gruplara bu girişimlerde biçilen rol, parlamentoya gidecek gelinin gelinliğinin etek kuyruğunu tutmaktı.

Ancak DTP'nin ortak aday platformuna attığı asıl gol bundan sonra geldi. Baskın Oran liberal-reformist platform tarafından "ortak" gösterildiği ve DTP de bunu desteklediği halde birkaç gün sonra Oran'ın milletvekili gösterildiği bölgeden Doğan Erbaş da adaylığını koydu.

Aynı şekilde Ankara'dan Metin Bakkalcı'nın ismi "ortak" olarak belirlenirken bu kez EMEP'in zoruyla Bakkalcı adaylıktan çekilerek yerine Şükrü Erbaş gösterildi. Ortak Aday'cılar içerisinde dublörün dublörleri durumundaki çevreler, bu duruma "siyasi ahlaksızlık" olarak tanımlanan bu tepeden inmecilik ortak aday platformunun da sonunu getirdi. ESP gibiler parlamentoda bir "ortak aday"ın yüzde birlik hissesine kadar düşmüş hülyalarıyla çırpındığı rüyadan uyandığında, elinin bir kez daha böğründe kaldığını gördü. Ve Baskın Oran gibi bir safkan AB'ci liberali bile "ortak adayı" olarak benimseyen liberal oportünist parlamentarizm şampiyonları, şimdi hangi siyasi ilkesizlikten, ahlaksızlıktan bahsediyordu ki? Bu skandalı "ortak" üretmişler, ama zaten kılıfa girmeyen skandal minaresi "çalınınca" şimdi "hırsız var" diye bağırıyorlardı! ESP çekildiğini açıkladı, EMEP ortak adayları desteklediği (kendilerinin aday olduğu bölgeler diyelim) yerler dışında seçime parti ismiyle gireceğini duyurdu.

Adeta "at pazarlığıyla" başlayan, öyle de süren, devrimci, hatta tutarlı demokratik, sol ilke, değer, duruşun bir köşeye fırlatıldığı platform batağında aslında katılan her grup kendince bir balık yakalamaya çalışmıştı. Ama o batakta zaten artık canlı bir balık yaşamıyordu.

İşbirlikçi tekelci burjuvaziye yedeklenme ve onun düzeni içinde yer tutma gayretkeşliğiyle DTP, Kürt sorununda şovenist yaklaşımı ve sosyal demokrasiye iyice yanaşan çizgisiyle ÖDP, sosyal reformizmden çok "bürokratik sendika"yı andıran (son TÜMTİS örneğini hatırlatmalı mıyız acaba?) EMEP, liberal-reformist belkemiksizliğin, parlamentarist budalalağın, kuyrukçuluğun, ultra-pragmatizmin politik platformunu bütün kepazelikleriyle çok iyi yansıttı.

ESP gibiler ders çıkarmış mıdır dersiniz? Ne gezer! Belkemiksizliğin, ilkesizliğin, parlamentarist budalılığın defterinde öyle bir kavram yoktur. Ders çıkartacak olsalardı, daha önceki seçimlerde içinde yer aldıkları SHP ve reformist partiler platformundan gördükleri muameleyi, en azından bir nebze siyasal-ideolojik onur sorunu yaparlar, bu sefer birazcık olsun dik durmaya çaba harcarlardı. Ama bunların, frenleri patlamış tasfiyecilikle, çıkardığı biricik sonuç, içinde debelendikleri batakta "kazık yiyen değil kazık atan" olabilmek için, rol modelleri olan DTP, ÖDP, EMEP'e daha fazla benzemek oluyor.

05 Haziran 2007

Kaynak: http://www.alinteri.org/?p=5024