Komünist Devrim
   Nederlands                                  YAŞASIN KOMÜNİST ENTERNASYONALİZM!  December 18 2017 21:26:04   
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   Ana Sayfa
   Yazılar/Broşürler
   Görüşler
   Komünist Hareketten
   Devrimci Basından
   Sol Hareketten
   Felsefe
   Katkılarınız
   Arşiv
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   İletişim

English
   Home
   Opinion
   Revolutionary Press
   Left Movement
   Philosophy
   Site search
   Web links
   Contact



SELAM OLSUN ...
Yazılar-BroşürlerSELAM OLSUN KAPİTALİST-EMPERYALİST KARANLIĞI ŞİMŞEK GİBİ DELİP GEÇEN EKİM DEVRİMİNE!

Yüzyıl önce yakıldı Ekim meşalesi. Bu meşale kapitalist-emperyalist sistemin neden olduğu karanlık içinde işçi sınıfına dayanan sosyalizm anlayışını savunanların yolunu aydınlatmayı sürdürürken, sistem savunucuları için ise korku kaynağı olmaya devam ediyor. 

Ekim 1917’de yeni bir dünya toplumunun kapısı aralandı. Kapkara bulutlar arasından bir umut ışığı sızdı. Ekim Devrimi, sömürülen ve ezilen işçilerin ve diğer emekçilerin en azından bir bölümü için büyük bir enerji kaynağı oldu. Kapitalist sistemin değişmez olmadığına işaret etti. Emek-gücünün alınıp satılmasına ve işçilerin yarattığı artık-emeğe üretim araçlarına sahip olan kapitalist sınıf tarafından el konulmasına dayanan bu sistemin karşısına sosyalist bir sistem seçeneğini koydu. Var olanı değiştirme ve yerine yenisini koyma yönünde kapitalist-emperyalist dünyayı sarsan çok büyük bir devrimci atılım oldu.

Birinci emperyalist savaşın yol açtığı çok büyük ekonomik ve toplumsal yıkıma rağmen, sosyalist devrimin toplumsal dayanağını oluşturan sınıflar, kentin ve kırın proletaryası ve yarı-proletaryası, Bolşevik Partisinin önderliğinde, Rusya gibi kapitalist bakımdan azgelişmiş bir ülkede, sosyalist bir devlet kurma cesaretini gösterdiler. Üretim araçlarının özel mülkiyetine son verme ve onların toplumsal mülkiyetini gerçekleştirme gibi tarihsel bir görevi üstlendiler.  Böyle yapmakla kapitalist ekonomik sistemi var eden sermaye birikim sürecini sona erdirmek için ilk can alıcı adımı attılar.

Ekim Devrimi zorunlu bir deneme olarak da görülebilir. Lenin’in önderlik ettiği Bolşevik Parti adeta politik iktidarı ele almak zorunda kaldı. Ülkesel ve küresel sosyo-ekonomik, politik ve askeri gelişmeler Bolşeviklerin önüne kapitalist devleti yıkarak sosyalist devleti kurma tarihsel görevini koydu. Adeta bir oldubitti gibi. Yeni bir dünya kuracakmışsınız “Hadi bakalım” der gibi.

Ekim Devrimi’nin komünist-devrimcilere öğrettiklerinden biri de sosyalist devrim savaşımının küresel ölçekte yürütülmesi gerektiğidir. Bu savaşım her zaman ulus-ötesi (“ülke-ötesi” ya da “devlet-ötesi” de diyebilirsiniz) devrimci bir etkinlik olageldi. Marx ve Engels’in daha 19. Yüzyılın ortalarında Avrupa ölçeğinde sosyalist devrim beklentisi içinde oldukları ve bu savaşımı en azından Batı-Avrupa’da verdikleri hatırlansın. Sosyalizm savaşımının bu devlet-ötesi karakteri giderek daha da belirginleşti. Kapitalizmin bugün vardığı küresel gelişme ve yayılma derecesi her türlü ulusal dar görüşlülüğün bu savaşıma ne denli ters düştüğünü gösteriyor. Devlet sınırlarını yok sayamayız; ama komünist-devrimciler ve sınıf-bilinçli işçiler olarak düşüncemizi ve eylemimizi devlet sınırları içine de hapsedemeyiz. Ne var ki, kapitalist sömürüye karşı olma savında olan nice birey ve örgüt, var olan kapitalist sistem ve “ulus-devlet” sınırları içinde düşünme ve eylem yapma ya da reformlarla yetinme tuzağına düşmekten kaçınamıyorlar.

Yaşadığımız yerküre “uçsuz bucaksız” gibi görünebilir. Oysa yaklaşık 510 milyon kilometrekarelik bir yıldızı diğer canlı türleriyle paylaşıyoruz. 510 milyon kilometrekarenin yaklaşık olarak 365 milyon kilometrekaresi su, 145 milyon kilometrekaresi de topraktır. Yalnızca Rusya’nın yüzölçümü yaklaşık 17 milyon kilometrekaredir. Evrenin küçücük (isterseniz “minnacık” deyiniz) bir yıldızı olan dünya denilen yerde yaşayan insan türünden olan sakinlerinin sayısı Ekim 2017 sonu itibariyle 7,5 milyardır. Sözün özü, küçücük bir mekânda sıkış tıkış yaşıyoruz. Yalnızca bu olgu bile insanların maddi ve maddi olmayan her türlü gereksinimlerinin (burada kendimi şimdilik insan denilen varlığın gereksinimleriyle sınırlıyorum) en büyük ölçüde karşılanabilmesi için maddi ürünlerin ve hizmetlerin üretimi ve bölüşümü süreçlerinin küresel ölçekte düşünülmesi, planlanması, örgütlenmesi ve gerçekleştirilmesini zorunlu kılar.

Ekim Devrimi’nin 90.yılı için yazdığım “Selam Olsun İnsanlık Tarihinin En İlerici Politik Eylemine!”  başlıklı yazıda şunları okuyoruz:

“İnsanlık tarihinin en ilerici politik eylemi olarak Büyük Ekim Devrimi, sosyalizm meşalesinin daha parlak ve gür yanmasını sağlayarak kapitalizmin karanlığından çıkış yolunu aydınlattı. 1917 Ekim’inden sonra hiçbir şey eskisi gibi olamazdı. Olmadı da. Sömürülen ve ezilen milyonlar dünyanın dört bir yanında eyleme geçtiler, insanın insan tarafından sömürülmediği yeni bir dünyanın kurulabileceğini gösterdiler. Rusya işçi sınıfı, önderleri teorik olarak donanımlı, politik olarak ilkeli, deneyimli ve olgun ve örgütsel olarak pişmiş olan, açık ve belirgin politik amaçlara sahip olan bir işçi sınıfının neler yapabileceğini gösterdi.”  

Ekim Devrimi bugünün komünist-devrimcileri ve sınıf bilinçli işçileri için de çok büyük bir laboratuvardır.  Bu laboratuvar alınması gereken dersler ve yanıtlanması gereken sorularla doludur. Bunlardan biri bu devrimin açtığı yoldan neden yürünemediği ya da yürünmediği sorusudur. Bu soru şöyle de sorulabilir: EKİM DEVRİMİ NEDEN KESİNTİYE UĞRADI? Ekim Devrimi’nin uğradığı bürokratik ve revizyonist bozulmanın ya da ihanetin analizi bu yazının çerçevesi içinde değildir. Konuya ilişkin olarak, diğer kaynakların yanı sıra,  “Komünist Hareketin Genel ve Kronik Krizi Üzerine” (Eylül 2005) başlıklı yazımın okunmasını öneririm.

Ekim Devrimi, kapitalist şiddet tekelini elinde tutan örgütlü kapitalizme karşı bu şiddet tekelini yıkan örgütlü komünizmi temsil ediyordu: örgütlü kapitalizme karşı örgütlü komünizm! Bolşevik Partisi’nin ve sınıf bilinçli işçilerin Rusya’da kapitalist-emperyalist sistemin yıkılmaz olduğu safsatasına verdikleri yanıt bu oldu. İnsanlık tarihinin bu en ilerici politik eylemi, var olan kapitalist sistem içinde düşünme ve bu sistem içinde iyileştirmelerle (reformlarla) yetinme tuzağına düşmeyenlerin eseridir. Kapitalist prangaları parçalama istencine sahip olanların yaktığı sönmeyen bir meşaledir.  Yaşamın her alanına hükmetme savında olan kapitalist-emperyalist karanlığa karşın karamsarlığa kapılmaya yer olmadığını gösteren, bireysel kahramanlığın seçkin örnekleriyle de dolu, kolektif bir kahramanlıktır.

Selam olsun Ekim Devrimi’ni gerçekleştiren Rusya’nın proleterlerine ve yarı-proleterlerine!

Selam olsun Bolşevik Partisi’ne!

A.H. Yalaz
25 Ekim 2017