Komünist Devrim
   Nederlands                                  YAŞASIN KOMÜNİST ENTERNASYONALİZM!  June 20 2019 16:26:56   
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   Ana Sayfa
   Yazılar/Broşürler
   Görüşler
   Komünist Hareketten
   Devrimci Basından
   Sol Hareketten
   Felsefe
   Katkılarınız
   Arşiv
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   İletişim

English
   Home
   Opinion
   Revolutionary Press
   Left Movement
   Philosophy
   Site search
   Web links
   Contact



YAYIN ORGANI-ÖRGÜT DİYALEKTİĞİ (A.H.Yalaz)
Yazılar-BroşürlerNasıl bir yayın organı? Nasıl bir örgüt? Türkiye ve Kuzey Kürdistan komünist hareketi içinde son zamanların güncel tartışma konularından biri budur. İki soruya karşın, güncel tartışma konularından biri, diye yazıyorum; çünkü bu ikisi arasına eşit işareti konulabilir. Dahası konulmalıdır.

Böylesi bir tartışma Marksist-Leninist komünist hareket için (ve devrimci-demokrat hareket için de) bir gereksinimdir. Kötü anlamda akademik bir tartışma değil, son derece önemli pratik, yakıcı bir tartışmadır. Görülen odur ki, bu tartışma daha uzun süre devam edecek, hem de sertleşerek. Sertleşmek zorunda.

Faşist diktatörlük rejiminde görece politik yumuşama ve işçi sınıfı hareketinde ve genel olarak toplumsal muhalefette düzünü düşük bir gelişme ile birlikte yasal yayıncılık yeniden moda oldu. Politikada yasalcılık savunucuları ve yandaşları bakımından anlaşılır olan ve onların politik zevklerine uygun düşen bu moda, ne yazık ki, bazı komünistlere ve devrimci-demokratlara da çekici geldi. Olabildiğince hızlı gelişme, kitleselleşme ve hatta başkalarından erken davranma eğilimi ile beslenen bu moda, komünistler ve devrimci-demokratlar tarafından değil, reformistler ve modern revizyonistler tarafından yaratılmıştır. Birinciler moda izleyicileridirler. Beni asıl ilgilen-diren Marksizm-Leninizm’e bağlı kalanların, yani komünistlerin ne yaptıkları ve ne yapmaları gerektiği olduğundan, onlar söz konusu olduğu sürece, ”ne yazık ki” sözcüklerinin altını birkaç kez ve kalınca çizmek istiyorum.

Komünist çalışma söz konusu olduğu sürece, mevcut politik sistem içinde propaganda ve ajitasyon için yasal olanaklardan yararlanma olanaklarının araştırılması ve kullanılmalarında eleştirilecek bir şey yoktur. GİZLİ komünist örgütün yasadışı çalış-malarına katkıda bulunma ve onu güçlendirme bakımından gereklidir de. Yasadışı çalışma ile yasal çalışma arasında kurulacak iyi bir ilişki, gizli komünist örgütün kitle bağlarının sürekli olarak büyümesi ve sağlamlaşması sonucunu verir. Burada eleştiri konusu yapılması gereken, yasal olanaklardan yararlanma adına yasalcılık tarafından miyoplaştırılmaktır. Bazı komünistler için politik miyopluk, geçmişin bütün deneylerine, taze eleştiri ve uyarılara karşın, neredeyse körlük derecesine yakındır. Bazıları için ise henüz potansiyel bir tehlikedir. Komünist hareketin genelini henüz sarmayan ya da genel olarak yeniden ortaya çıkmayan bir hastalık olsa da, komünist hareketin geleceğini tehdit eden bir politik amatörlük, bir az gelişmişlik hastalığıdır. Bir başka türlü çocukluk bozukluğu. Sağdan esen rüzgarlardan kaynaklanan bir hastalık.

Proletaryanın Marksist-Leninist komünist partisini yeniden kurma çalışmasında ve genel olarak komünist çalışmada, komünistlere gerekli olan örgüt, YASADIŞI ve GERÇEKTEN GİZLİ bir örgüttür. Yürürlükteki hukuk sistemi bakımından yasadışı olmakla birlikte yarı-gizli bir örgüt değil. Böylesi bir örgüt, komünist hareketin görevlerini gerektiği gibi gerçekleştirme söz konusu olduğu sürece, işe yaramaz. ”Gizli örgüt” etiketi de bir örgütü kendiliğinden gizli kılmaz. Nasıl ki yasadışılıkla ile gizlilik arasına eşit işareti konulamazsa, yasadışı örgüt ile gizli örgüt arasına da konulamaz. Sözün özü, her yasadışı olan zorunlu olarak gizli değildir. Yasalara aykırı düşmekle gizli olmayı birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Yasal örgütlenmelerde ve yasal yayın organlarında da yasadışı, yani yasalar tarafından yasaklanmış örgütlenme, propaganda ve ajitasyon çalışmaları yapılabilir.

Gizli örgüt, yürürlükteki yasalara rağmen kurulan (yasa dışılık) ve çalışan, devletten ve özel olarak politik polisten bütün örgütsel ilişkilerini ve örgütlenme çalışmalarını gizleyen örgüttür. Söz götürmez ki, ne yasa dışılık, ne de gizlilik fetişleştirilmelidir. Komünistler zorunlu oldukları için yasadışı ve gizli örgütler olarak örgütlenir ve çalışırlar. Zaman olur yasal komünist örgütlenme biçimleri de kullanılır. Ama, gizlilik kurallarına gerçekten uygun düşen yasadışı temel ---isterseniz yasadışı çekirdek deyiniz---, politik özgürlüklerin en çok gelişkin olduğu ülkelerde bile, hiçbir zaman ve hiçbir koşul altında tasfiye edilemez. Gizli komünist örgüt öyle örgütlendirilmelidir ki, düşman sınıfın ve onun devletinin ---içinde birçok gizli kurumu da içeren şu aygıtın---- örgüt çalışmaları üzerine istihbarat çalışmaları ve bilgi kaynakları olanaklı olan en büyük ölçüde sınırlanabilsin.

Devletin politik polisine karşı mücadelede ustalaşmış, proletaryanın politik eğitimi ve politik örgütlenmesine gerçekten yardımcı olacak ve sınıf mücadelesinde, özel olarak da devrimci politik mücadelede sınıfa önderlik edecek örgüt, yasadışı (devletin denetimi dışında) ve yazarları, hazırlanışı, basımı ve dağıtımı bakımından gerçekten gizli ve yerini başka hiçbir şeyin dolduramayacağı temel bir araca gereksinme duyar: YASADIŞI POLİTİK GAZETE. Ancak böylesi bir gazete kolektif propagandacı, kolektif ajitatör ve kolektif örgütleyici olabilir. Tıpkı Lenin’in başında bulunduğu dönemdeki Iskra gibi. Kitle çalışmasının temel aracı ancak böyle bir gazete, bir işçi kitle gazetesi olabilir.

“Biz henüz böylesi bir gazeteyi örgütleyebilecek gelişme aşamasına ulaşmadık”, diye karşı çıkılmasın. Evet, komünist hareket henüz yeniden partileşme süreci yaşıyor ve üstelik de hala bu sürecin başlangıç aşamasındadır. Hala çocuktur. Ne var ki, gerçekler olması gerekenin ve daha bugünden yapılması gerekli olanın karşısına çıkarılmasın. Partileşme sürecini yaşayan komünist hareket ---ki genellikle gruplardan oluşur--- de gizli örgütlenmek zorundadır. Gizli örgütlenmek ve devletin denetimi dışında politik çalışma yapmak için de gizli örgütlenmiş bir gazeteye, bir merkez yayın organına gereksinim vardır. İşçi sınıfına önderlik edecek parti, komünist hareketin belli bir gelişme aşamasına denk düşüyorsa eğer, bu aşamaya gelebilmek için komünist hareket, diğer şeylerin yanı sıra, daha başlangıçta gizlilik kurallarına en büyük ölçüde uyarak örgütlenen ve politik çalışma yürüten bir hareket olmak zorundadır. Yarı-yasal ve yarı-gizli bir komünist hareket militan bir gizli komünist partisi olarak olgunlaşamaz.

Gizli örgütlenmenin ve gizli bir örgütü yönetmenin diğer yönleri ve kuralları bir yana, iyi örgütlenmiş, sık sık yayınlanan ve proletaryanın kapitalist burjuvaziye ve devlete karşı mücadelesinin gereksinimlerine uygun düşen bir politik gazete olmaksızın ne parti öncesi militan bir gizli komünist örgüt kurulabilir, ne de parti. İşte bundan dolayıdır ki, ”nasıl bir yayın organı?” sorusuna verilecek yanıt tam anlamıyla yaşamsal bir öneme sahiptir.

Yasal merkez yayın organı ile sözcüğün gerçek anlamında gizli bir örgüt kurulamaz. Yasadışı olarak hazırlanan, basılan ve dağıtılan herhangi bir yayın organına “merkez yayın organı” adını vermek de sorun çözücü olmaz. Tam tersine, sorun yaratıcı olur. Öyle ilan edilmemiş olsa da FİİLEN merkez yayın organı görevlerini “yeri-ne getiren” yasal, yani devletin denetiminde çıkan merkez yayın organı ile olsa olsa yarı-gizli bir örgüt kurulabilir---ömrü fazla olmayacak, çalışmada sürekliliği fazla sağlayamayacak bir örgüt. Merkez politik yayın organı yalnızca kolektif bir propagandacı ve kolektif bir ajitatör değil;aynı zamanda kolektif bir örgütleyicidir de. Gizli bir merkez organ gizli bir örgütün iskeletidir, biçim vericisidir. O kolektif propagandacı ve kolektif ajitatör görevlerini yerine getirmekle yetinemez. kolektif propagandacı ve kolektif ajitatör olup da kolektif bir örgütleyici olmamak kısa ömürlü olmak zorunda olan bir çelişki oluşturur. Gazete ya yasal konumuyla kolektif bir örgütleyici durumuna gelir, ya da gizli bir gazeteye dönüşür. Birinci durumda en iyi olasılıkla yarı-gizli bir örgüt kurulurken, ikincisinde, eksikliklerinden ve zayıflıklarından kurtulmamış olmakla birlikte, gizli bir örgüt kurulur. Birincisi politik polisin denetimine son derece açık, politik polisin işini kolaylaştıran bir örgüt tipi iken, ikincisi polisin işini o denli güçleştirecek bir örgüt tipidir.

Sorun istek ya da niyet sorunu değildir. Politik çalışmasının temel aracı yasal olan bir örgüt, ne denli isterse istesin, ne denli büyük, olağanüstü çaba harcarsa harcasın, örgütün ve çalışmanın sürekliliğini korumaya yetenekli, gizli örgütlenme sanatında ustalaşacak olan gerçekten gizli bir örgüt durumuna gelemez. İşin doğası gereği böyledir. Merkez yayın organı düşmanın denetimi altında yayınlanmak zorunda olan bir örgüt, yarı-gizli bir örgüt olmaktan öte geçemez ve düşman için ciddi bir tehlike oluşturamaz. Yasalara karşın kurulmuş olması anlamında yasadışıdır, ancak devlet karşısında gerçek anlamda gizli değildir. Örgütsel ilişkileri ve çalışmaları ve politik çalışmada ---örgüt olarak varolmanın nedeni--- kullandığın olanakları (mali, teknik, basın, vb. ) düşmandan gizleyebiliyor musun---asıl olan budur. Görüşlerini düşman da bilecek, ama görüşlerini gerçekleştirme araçlarını -örgüt bu araçlardan biridir- bilmeyecek, yani onlara ulaşma ve elinden alma olanağından yoksun kalacak. Görüşler açıkta ---aksi durumda kitlelerin elinde silah durumuna gelemezler --- ve bir araç olarak örgüt ve bu aracı oluşturmak, sürekliliğini sağlamak ve güçlendirmek için gerekli olan diğer araçlar gizli olmak zorundadır. Israrla vurgulanması gereken odur ki, yasal merkez yayın organları ile komünist hareket parti olarak olgunlaşamaz ve tarihsel görevlerini gerçekleştiremez. Bu durumda, devletin denetimine açık bir merkez yayın organı ile gizlilikte ustalaşmış militan komünist devrimci örgüt kurulabileceğini düşünenlerin, başka ülkelerin tarihinden ve Türkiye’nin yakın tarihinden ders almamış politik körler olabileceklerini eklemek bir fazlalık olur mu?

Komünist örgütler ve genel olarak devrimci gruplar, 12 Eylül öncesi, yasal politik merkez organı temel aracı ile propaganda, ajitasyon ve örgütleme çalışması yaptılar. Komünist ve devrimci-demokrat gazeteler yasadışı propaganda, ajitasyon ve örgütlenme ve eylem çağrıları kürsüleri olmalarına karşın, gizli değildiler. Örgütler yasadışı işler yaptılar, yasalara rağmen politik çalışma yürüttüler, ama bütün gizli örgütlenmiş olma savlarına karşın yarı-gizli ve hatta hemen hemen açık olarak. 12 Eylül öncesi, yasal merkez yayın organının temel araç olduğu, gerçekte yarı-gizli komünist örgüt tipi egemendi. Bunca dolaysız ve dolaylı deneyden sonra, zararları kendini iyice göstermiş bir örgütlenme tipini yeniden yaratmaya çalışmak, devletten, yasalcılık savunucuları ve yandaşlarından ideolojik etkilenmenin ürünü olan politik ahmaklıktan öte bir şey değildir. Bilinir ki, insan değiştirmek istediği şey tarafından ne ölçüde etkilenirse amacından o denli uzaklaşmış olur ya da amacına o denli uzaktadır. Bunun anlaşılması için yeni bir 12 Eylül’e gereksinme var mıdır? Sağcı tasfiyeciliğe karşı ilkeli ve tutarlı mücadele etme yeteneğinde olanlar ve edenler açısından yanıtı açık bir sorudur bu.

Diğer şeylerin yanı sıra, yukarıda açıklanan nedenle de adına uygun düşen gizli militan örgütler kurulamamış, dolayısıyla gizli örgüt yönetme sanatında amatörlükten kurtulma yönünde ciddi, iz bırakan, sağlam adımlar atılamamıştır. 12 Eylül’e yaklaşırken merkez yayın organlarını gizli olarak örgütlemek için kimi girişimlerde bulunulmuşsa da başarılı olunamamıştır. 12 Eylül’den sonra, düşmanın dayattığı politik koşullarda, yasa-dışı ve gerçekten gizli merkez yayın organları çıkarılmıştır. Böylece, denilebilir ki, askeri-faşist gericilik komünistlere gizli örgütlenme sanatında ustalaşmak gerektiğini öğretmiştir. Bu dönem, komünist hareketin gerçekten gizli temelde örgütlenmeye başladığı dönem olmuştur. Görülüyor ki, 12 Eylül yalnızca olumsuz yönleriyle ele alınamaz.

Ne var ki, askeri-faşist diktatörlükten ordu güdümlü parlamenter maskeli faşist diktatörlüğe geçiş sonrası (kronik çocukluk hastalığına yakalanmış bazıları bu geçişin politik anlam ve önemini anlamadılar ve anlamamakta da direniyorlar)politik sistemde görülen görece yumuşama ve düşük ivmeli kitle hareketliliği ile birlikte yasal yayın organı modası komünistleri de etkilemekten geri durmadı. Böylece, bazı komünistler için, 12 Eylül öncesinin örgüt tipine dönüş süreci, komünistler için tuzaklarla, tehlikelerle, acılar ve düş kırıklıkları ile dolu olan şu lanetli süreç başladı. Bazı komünistler bakımından, 12 Eylül öncesinin ve sonrasının deneylerinden çıkarılması zorunlu olan derslerin çıkarılmadıkları görüldü. Merkez yayın organı-örgüt ilişkisi çerçevesinde çıkarılması gereken temel ders, tamamen yasadışı ve gerçekten gizli bir örgütün, ancak ve ancak yasadışı ve gerçekten gizli bir merkezi politik gazete aracılığı ile kurulabileceği idi. Ne yazık ki, kimi komünistler, ne sınıf mücadelesinden, ne de başkalarından öğrenme konusunda yetenekli olmadıklarını kanıtlamak istercesine, tam tersini yapmaya giriştiler. Yasadışı sözde merkez yayın organının yanı sıra, yasal fiili merkez organ çıkarmakta herhangi bir sakınca görmediler. Tasfiyeciliğe karşı mücadelenin şampiyonu kesilenler, böylece, aynı tasfiyecilik hastalığına tutulduklarını kanıtladılar. Üstelik yasal organı tasfiyeciliğe karşı sözde kürsü olarak kullanmaya çalışarak. Yasal organın yasadışı ve gerçekten gizli organın görevlerini yerine getiremeyeceği gibi bir “ayrıntı”yı unutarak. Yasadışı organın yerine yasal organın geçirilmesinin bizzat kendisinin tasfiyecilik olduğuna gözlerini kapayarak.

Bazılarına pek garip ve ağır gelebilir, ama Türkiye’de yürürlükte olan politik sistemde, etiketi farklı olsa bile, gerçekte bir komünist örgütün merkez yayın organı “işlevini gören” yasal bir yayın organı çıkarmak komünist örgüt tasfiyeciliğidir. Bu eğilim yaygınlaşırsa komünist hareket tasfiyeciliğine dönüşür. Her şeyden önce, yasal merkez organ aracılığıyla komünist örgüt kurmak ya da yeniden toparlanma çalışmasının aracı olarak böylesi bir organı kullanmak, komünist hareketin gelişip güçlenme-sini olanaksız kılar. Komünist hareketin gelişmesini frenler. varlığını tehlikeye atar. Kötürümleştirir ve süründürür. Bu da faşist gericisinden modern revizyonist gericisine kadar tüm düşman güçlerin arayıp da bulamadıkları bir şey olur.

İkincisi, varolan örgütü, propaganda ve ajitasyonla doğrudan bağıntılı olan örgütlenme çalışması nedeniyle, açığa çıkmaya zorlar. Bir başka deyişle, yasal yayın organı sayesinde oluşan potansiyel ve ilişkiler, yasadışı örgüt tarafından politik ve örgütlü ilişkilere dönüştürülmeye çalışır. Böylece, sözde gizli militan komünist devrimci örgüt kurma adına, düşmanın önleyemedikleri arasında tercih ettiği örgütlenme tipi çıkar ortaya.

Üçüncüsü, varolan yasadışı yayın organını zayıflatmak ve ad olarak değil, ama ger-çekten merkez organ olmaktan çıkarmak, komünist örgüt tasfiyeciliğinin, birinci ile ilişkili olan , bir başka yönüdür. Hiç tereddütsüz vurgulanmalıdır ki, yasadışı ve gerçekten gizli olması gereken merkez yayın organını zayıflatma ile komünist örgütü zayıflatma arasında da eşittir işareti vardır. Genişliğine ve özellikle derinliğine gelişen bir komünist örgütün yasadışı merkezi politik yayın organının nitelik ve tiraj bakımından güçten düşmesi ya da dikkate değer derecede düşük bir hızla gelişmesi beklenemez. Bu ikisi arasında diyalektik ilişkiden söz ederken, basmakalıp güzel ifade peşinde koşulmadığı açık olmalı.

Dördüncüsü, işçi kitleleri arasında zaten yaygın olan yasalcılık eğilimini daha da yaygınlaştırmak ve güçlendirmek, daha derinlere kök salmasına yardımcı olmak, bilimsel komünizm ile işçi sınıfı hareketinin sentezi olan komünist işçi hareketinin oluşumu ve diyalektiğine karşı direniş anlamına gelecektir. Er ya da geç yenilgiye uğrayacak, ama bu arada onarılması uzun zaman alacak büyük zararlar verecek olan bir direniş. Eklemek gerekirse, yasal yayının örgütlenme aracı olduğu sürede yaratılan alışkanlıkların ---12 Eylül öncesi olumsuz alışkanlıklar birer olgu idiler--- günün yıkıcı, sakatlayıcı etkileri kendilerini göstermekte gecikmeyecektir.

Devlet, birçok sınırlama, toplatma kararı, polis baskısı gibi yöntemler uygulamakla birlikte, yasal yayın organları çıkarılmasına izin veriyor. ”Demokratik görünüm” için vermek zorunda da kalıyor. Böyle yapmakla, aynı zamanda, genel olarak gizli örgüt, özel olarak gizli komünist örgüt tasfiyeciliğini besliyor. Yasa dışılığın ya da gizli, yeraltı örgütlenmesinin yeminli düşmanlarının ellerini güçlendiriyor. Devlet ile yasalcılar dolaysız ve dolaylı olarak birlikte çalışıyorlar ve ne yazık ki, bazı komünistler onların işlerini kolaylaştırıyorlar. (Toplumsal muhalefetin gelişmesi ve dış baskı nedeniyle, devletin birtakım politik haklar tanıması, gelişmelerin mutlak kontrolüne sahip olmaması buradaki düşüncelerin karşısına çıkarılamaz. )

Bunların yanı sıra, yasal merkez yayın organı, küçük-burjuva aydın katmandan ve küçük-burjuvaziden istenmeyen unsurların komünist harekete sızmasını kolaylaştırır. Çünkü, bu toplum kesimleri, özellikle aydınlar, yasal yayın organları çevresinde toplanmaya eğilimlidirler. Onlar için böylesi yayın organları çevresinde toplanmak ve politik çalışma yürütmek, gizli yayın ve örgüt ile ilişkiye girmekten çok daha ve kolay ve daha az tehlikelidir. Böylesi unsurların komünist harekete sızmaları, hele hele komünist hareketin çocukluk aşamasında, üye bileşiminin ve dar anlamda örgütlerin niteliğini düşürür ve oldukça zararlı olur. Hizipçiliğin ve tasfiyeciliğin asıl kaynağının küçük-burjuva unsurlar ve küçük-burjuva ideolojisinin etkileri olması tehlikenin boyutlarını artırır. Ayrıca, düşman, bu unsurların gizlilik kurallarına uyma ve disiplin eksikliği, militan devrimci örgütlenmeye yatkın olmamaları gibi zaaflar-dan örgüte sızma ve açığa çıkarma bakımından çokça yararlanır. Hiç kuşku yok ki, burada bir gerçeğe işaret ediliyor, yoksa komünist aydınlara güvensizlik dile getiril-iyor.

Bütün yazılanlardan sonra yayın organı-örgüt diyalektiği bakımından yapılması gerekenin ne olduğu anlaşılır olmalı. Kısaca özetlenecek olursa, gizli komünist örgütün merkez yayın organı gizli olmak zorunda olduğuna göre, görev, yeraltı basınını, özellikle politik kitle çalışmasının ve örgütsel yönlendirmenin temel aracı olan merkez yayın organını olabildiğince iyi örgütlemektir. Bunu yapabilmek için 12 Eylül öncesi ve sonrasının derslerinden öğrenmesini bilmek gerekli. Bunun için genişliğine hızlı gelişme düşüncesinden ve pratiğinden kurtulmak zorunlu. Komünist hareketin sağlıklı ve istikrarlı gelişmesi bakımından kısa sürede hızla gelişme ve kitleselleşme anlayışı önemli bir olumsuz etkendir. Tersi durumda, yeraltı basını kurma kararı verildiğinde, 12 Eylül’e gelirken olduğu gibi, geç kalınmış olacaktır. Gizli merkez yayın organları komünist hareketin gelişme aşamasına ve görevlerine uygun olmalı, düzenli ve sık aralıklarla yayınlanmalıdır.

Gizli komünist basın, bilimsel komünizm ile işçi sınıfının mücadelesi arasında sürekli bir karşılıklı etkilenme yaratacaktır. İşçi sınıfının kapitalist burjuvaziye karşı sınıf mücadelesi bilimsel komünizm ile ete kemiğe bürünecektir. Bilimsel komünist düşünceleri işçi sınıfı saflarına sokmak söz konusu olduğu sürece basının, özellikle merkezi politik gazetenin yerini hiçbir başka araç dolduramaz. Bundan dolayıdır ki, genel olarak komünist basın proletaryanın sınıf mücadelesinin gereksinmelerine uygun olarak örgütlenmelidir.

Son olarak vurgulamak gerekir ki, komünist hareketin bütün olanakları, koşulları içinde olabildiğince güçlü komünist örgütler kurmak için kullanılmalıdır. Parasal kaynaklar başta olmak üzere, tüm maddi kaynaklar verimli olarak kullanılmalı, çarçur edilmemelidir. Gizli komünist örgütlenmenin devasa gereksinmelerinin karşılanması dururken, yasal araçları kullanma adına maddi kaynakların hovardaca kullanılması bağışlanmaz bir aptallık olacaktır. Kadro kaynaklarının -şu zaten kıt olan kaynakların- kötü kullanılması burada tartışma konusu bile değildir.

Her şey militan gizli komünist örgütün kurulması için!

A. H. Yalaz
5 Ocak 1989